Page 22 - İlim ve Hilm Kenti İskilip
P. 22

İlim ve Hilm Kenti İSKİLİP






                     3-d. 19. Yüzyılda Avrupalı Seyyahların Notlarında İskilip





                   Osmanlı coğrafyası 1830’lardan sonra Avrupalı seyyahların akınına uğramıştır! Hangi
              milletten olursa olsun bunların hepsinin amacı aynı idi. Osmanlı kentlerinin ekonomik, sosyal
              ve kültürel envanterini çıkarmak, misyonerlik yapmak ve etnik grupları harekete geçirmekti! Bu

              seyyahlardan bazılarının yolu İskilip’e de düşmüştür.





                        W.F AİNSWORTH.”ASİE MİNÖR”Adlı Eserinden (Yıl :1836)

                      ’’İskilip tepelerinin eteklerine varana değin, bataklık ve çayırlık arazide epey yol aldık.

               Burada bayırları bağlarla kaplı küçük bir vadiye girdik. Kıvrılarak uzayan bir yoldan insanların
               oturduğunu kanıtlayan bakımlı ağaçların, fundalıkların, zengin bahçelerin bulunduğu bir yere
               geldiğimizde, bir virajı geçince bir kent ve bir kale görüş alanımız içinde karşımıza dikildi. Kale

               çıplak görünümlü bir kaya üzerinde kurulmuştur. Önünde koni biçiminde, düz ve kaygan yüzeyli
               bir tepe bulunuyordu. Aşağıda sayısız minare ve vadinin derinliklerinden tepelerin yamaçlarına
               kadar varan evler, kalenin çevresinde göz alabildiğine uzanmaktaydı. Çağımızda, daha önce

               Blucium adıyla anılan eski İskilip kentini görmeye gelen ilk Avrupalılar olduğumuzu belirtmekle
               sanırım  yanılgıya düşmüyorum. Reaya/Hristiyan halk kentte ticaret yapabilmekteydi ve
               kervansarayda kalabiliyorlardı. Fakat hiçbirine kentte oturmak için ya da karılarını ve çocuklarını

               getirmek için izin verilmiyordu.
                      Ertesi gün gözlemlerimize başladık. Kentte genellikle iki katlı, çatısı kiremitli yaklaşık

               1500 ev olduğunu saptadık. Minareler çoktu. Hanlar iyi ve geniş yapılardı.
                      Kalenin eteğinde bazı özel bahçelerde genellikle görülenlere kıyasla daha etkileyici ve
               güzel olan birkaç mağara/mezar gezdik. Bunlardan özellikle ikisi çok uyumlu sütun oranlarıyla

               fakat belirsiz sütun düzeniyle ilgimizi çekti. Yontu bezemelerinin birçok yeri kırılmış bu kaya
               mezarlarda, kabartmalardan birinde, birbirine uzanmış iki “eros” görülüyor. Eroslardan birinin

               elinde bir kupa, ötekinin elinde bir dal bulunuyor. Kale düzensiz bir biçim göstermekte, çok
               bozulmuş, yer yer yıkılmış eski bir yapıydı. Değişik köşelerin de, bazı kulelerinden kalıntılar hala
               görülebiliyor. Giriş kısmı ve duvarlarının büyük bir kısmı yakın zamanlı onarımları yansıtıyor.

               Onarımlar elli yıl öncesine iniyor. Kalenin içinde otuz kadar ev var. Bazılarını ölçmek isterken
               kadınların olumsuz tepkileriyle karşılaştık. Belki orasını büyük bir harem kabul ediyorlardı.
               Çevredeki arazinin sert yapısı ve konik biçimlere yol açan volkanik özelliği, aynı zamanda

               toprağın verimini artırıyor.





               22
   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26   27