İskilip

İskilip, Çorum ili’ne bağlı bir ilçe ve bu ilçe merkezinin adıdır. Tarihsel bir coğrafyanın adı olarak da kullanılır. Tarihte verilen adları da; İskila, Andrapa/ Andrapolis, Blocium / Bloacium, Neoclaudiopolis, Neopolis, Iskelib, İskelib, İmad (Direklibel)’dir.

Osmanlı dönemi Kanuni sonrası batılı kaynaklarında özellikle Fransız kaynaklarında adı Esculape (Eskülap) olarak da anılmıştır.

Tarihi olarak İskilip sözcüğü ilk kez Sümer destanlarından olan Gılgamış Destanında “iškila-bi” biçiminde yer almaktadır.[2]

İskilip’te gelişen uygarlığı kavrayabilmek için özelde şu maddelerin genel insan uygarlık tarihinde yerini iyice görmek gerekir; tuz, sirke, şarap,pekmez. Tuz, Roma uygarlığının adına yollar inşa ettiği bir vazgeçilmez uygarlık maddesidir. Adına savaşların yapıldığı, askerlerin maaşlarının tuzla ödendiği, devletlerin gelir için tuzdan vergi aldığını görmek bir vakıadır. İskilip bağlamında Roma’ya bakarsak sırf bu nedenle Pontlarla savaşıp onların yerine kendileri İskilip coğrafyasına egemen olmuşlar ve yollar yapıp bu yollara Mil Taşları dikmişlerdir.Burada bahsi geçen “TUZ” İskilip’te yalnızca Yerliköy’de ve Çukurköy’de (İki komşu köy) bulunmaktadır. Yerli Köy’de bulunan tuz işletmesinin geçmişini kimse bilmemektedir. Buradan anlaşıldığına göre Yerliköy Romalılar döneminden beri bir yerleşim yeridir. Nitekim köyün kuzey kesiminde “Ören Yeri” diye bir yer vardır. Burada bina temel izlerine rastlanmaktadır. Ayrıca köyün karşısında Yamaç denilen bir tepede çok sayıda bina temeli vardır. Şu anda bina izleri rahatlıkla gözlemlenebilmektedir. Burada bir uçtan bir ucu 3 km olan büyükçe bir şehir bulunduğu bilinmektedir. Belki de Ören Yeri’ndeki yerleşimle Yamaç’taki yerleşim birleşik, tek bir yerleşimdi. Yamaçta son zamanlara kadar kullanılan, Acı Kuyu denilen bir kuyu da (Sarnıç) vardı. Saray Burun denilen yerde bu şehrin yöneticilerine ait bir saray olduğu söylenmektedir. Tam buradan geçen Tekke Çayı’nın oyduğu çay yatağında harman tuğlasıyla örülmüş duvar kalıntıları vardır. Köyün güneyinde bulunan ve önceleri bağlık olan arazide, İskilip-Çukurköy-mezarlık istikametinden gelip, “Muggatin Bağı” nın oradan geçip Saray Buruna (Batı yönüne) doğru giden taş döşeli bir de yol vardır. Bu yolun İpek Yolu olduğu da söylenmektedir. Yukarıda İskilip tarihinde bahsi geçen yol (veya yollardan biri) bu yol olamaz mı?

Bakır çağında İskilip’te bakır izabe ocağı (dökümhane) olduğu bilinmektedir. Günümüzde elde edilen bulgu ve belgeler bağlamında Hatti döneminin kayıp olduğu sanılan İskila kenti olduğu kabul edilir.

Yazılı kaynaklar bağlamında İskilip; Paflagonlar’ın son kralının krallık merkezi, Galatlar’ın ise Ankara’dan sonraki ikinci krallık merkezidir.

Genel tarihi[değiştir | kaynağı değiştir]

Hatti – Hitit dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

Bölgeye yerleşimin Hititlerin Anadolu’ya gelmesine (MÖ 3000) uzandığı çeşitli kaynaklarda yer almakta olup erken dönem Hatti uygarlığının İskila kent yerleşme alanı olduğu düşünülür. BaşkentHattuşa’ya iki saat yakınlıkta olması bu tahmini güçlendirmektedir.

Yivlik Kayası’ı üzerinde yer alan geometrik figür ve yivlerin bu dönemlerden kalma olabileceği iddia edilmektedir. Yine bu dönemde öne çıkan erken dönem yerleşim alanlarından Roma’lıların verdiği adla Itlus, Osmanlı’nın verdiği adla İmad – Direklibel’de tam olarak Yivlik kayası eteğinden çıkan bir akarsu yatağının oluşturduğu derenin Taybı Ovası’na karıştığı yere kurulmuştu. Elimizde olan bilgilere göre burası 15. ve 16. yüzyıla kadar önemli bir İskilip banliyösüydü. Ebussuud burada doğmuştu. Terkediliş tarihi kesin olmamakla birlikte 1509, 1514 ve 1543 yıllarında bu bölgede Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde olan büyük depremlerin birinde tümüyle yıkılmış olabileceğidir. Bunu destekleyen veride Ebussuud’un babası adına yaptırdığı mektep ve caminin yerinin İmad’da (günümüz adı Bağözü) olmayıp Meydan Mahallesine yapılmış olmasıdır.

Frigler, Paflagonlar dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

İskilip’in tarihi geçmişi yazılı kaynaklar bakımından MÖ700’e Paphlagonya devletine dayandırılmakla birlikte günümüzde tam olarak çözümlenememiş bir Hatti uygarlığınında merkezi olduğu kabul edilir. Ancak bölgeye yerleşimin Hititlerin Anadolu’ya gelmesine (MÖ 3000) uzandığı çeşitli kaynaklarda yer almaktadır. Hattuşa’ya iki saat yakınlıkta olması bu tahmini güçlendirmektedir. İlçede yaşadığı, bıraktıkları kalıntılarla resmen ispatlanan en eski millet Paphlogonlardır. Paphlagonlar Anadolu’ya MÖ1000’den sonra gelmiş, Hitit imparatorluğunun yıkılışından sonra bağımsız bir devlet olarak ortaya çıkmışlardır. Paflagonya – Demir Atlılar Ülkesi; Kastamonu, Çankırı, Amasya, Samsun hattına hakim olmuş ve bu dönemde Andrapa adıyla anılmıştır.

Eski çağda İskilip, Paflagonya adı verilen bir bölgenin ismi olarak MÖ 900-700’lerde anılmaya ve tanınmaya başladı, Homeros’un İlyada destanında ilk defa anılan ve eski Yunanca’da “Askilepiyon -Sağlık Tanrısı” ismiyle de antik çağda önemli bir yer olarak bilinen İskilip; ünlü gezginlerden Herodot ve Skymonos’un da ziyaret ettiği bir bölge olarak bilinir. Yine bu bölgenin eski haritalardaki sınırları kuzeyde Karadeniz, güneyde Aydos dağları, doğuda Kızılırmak ile Kızılrmak vadisinin doğu yamaçları ve batıda da Bartın Çayı ile sınırlanmıştır'”.

İskilip Kaya Mezarları

Paflagonya’nın coğrafi alanında, Karadeniz’e dökülen akarsuları takip eden benzer ve başka antik yerleşme yerleri de bulunmaktadır. Eski Yunan’dan Bizanslılar’a kadar uzanan tarihi dönem içerisinde büyük ticaret yollarının Karadenize ulaşmak için İskilip bölgesinden havalisinden geçmesi, geçerkende dört yol kavşağı olarak bilinen Sinop ve Alaca’nın arasındaki Boyabat ve İskilip’ten geçen önemli bir yol güzergahı üzerinde bulunduğu aşikardır.

M.S 2.yüzyılın sonlarında bölge Pont (Pontus) hakimiyetine girmiş, ancak bu egemenlik uzun sürmemiştir. Paflagonya prenslerinin yardım talebi üzerine Roma 72.Lüks Ordusunu göndererek bölgeyi Pontlardan geri almıştır. Daha sonra bölgeyi esas sahipleriolan Paflagonlara geri vermemiş kendi topraklarına katmıştır. Roma döneminde İskilip önemini korumuş Justinian tarafından Helenepontus eyaletine katılmış ve eyaletin üç önemli yerleşimden biri olmuş, Andrapa ve Neoclaudiopolis adlarıyla anılmıştır. O dönemin en önemli ticaret yollarından biri olan Ankyra-Gangra yolunun önemli bir durağı olup; bu yol 2.Trajan tarafından yaptırılmıştır. İskilip ile birlikte Amasya ve Kalecik’ten de geçmektedir.

Yivlik Kayası’ndan kuşbakışı ortada Kale ve İskilip

Roma ve Bizans dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

Roma döneminde de İskilip, jeostratejik ve jeoekonomik önemini korumuş, Roma döneminin de seçkin yerleşim birimlerinden biri olarak bu medeniyet ile de kültür alışverişinde bulunarak 1000 yıla yakın ev sahipliği yapmıştır. İskilip’te Roma dönemine ait üç eser dikkati çekmektedir. Dördüncüsü mermer bir kitabe olup çarşıda özel bir alanda sergilenirken 1970’lerin sonunda çalınmıştır.

İskilip’in Bizans’ta bulunan üç önemli şehirden birisi olduğu da eski çağ tarihçileri tarafından belirtilmiştir.

Bölgede 1000 yıla yakın süren Bizans hakimiyeti Danişmentliler tarafından sona erdirilmiş, 1071 Malazgirt Zaferinden sonra 1075’te Anadolu Selçuklu Devleti’nin egemenliği altına girmiş, daha sonrada Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli yerleşim yerlerinden biri olarak tarihsel sürecini devam ettirmiştir.

Eski Romalılar’dan Bizanslılar’a kadar gelen İslamiyet öncesi dönem Selçuklular’ın Anadolu’ya yerleşmeleri ile son bulmuş ve tekrar İskilip adıyla anılmaya başlanmış ve müslümanlaşmıştır.

Danişmend, Selçuklu ve erken Osmanlı dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

İskilip Kalesi ve Yivlik Tepesi

İskilip Kalesi Kaya Mezarları

Sultan Alparslan’ın 1071’deki Malazgirt zaferinden sonra Anadolu’ya adım adım yerleşenlerce; Çorum, Tokat ve Osmancık Emir Danişmend Ahmet Gazitarafından 1074’de fethedilmiş ve müslüman Türk hakimiyetine girmiştir. Zamanla diğer Türk boyları da bu bölgeye yerleşerek ve bölgede yaşayan halklarla karışarak bugünkü İskiliplilerin ataları olmuşlardır.

Öte yandan bazı eserlerde İskilip’in Kıpçak – Tatar beyleri idaresinde Osmanlı dönemine kadar bulunduğunu kaydetmekle birlikte 13. yüzyılın başlarında zayıflayan Anadolu Selçukluları’nın idaresinden çıkarak Moğollar’ın hakimiyetine geçmiş ve rivayete göre bir kısım Tatar aşiretleri İskilip’e yerleşmişlerdir. Neticede İskilip her dönemde Türk milletine mensup çeşitli boyların yaşamış olduğu bir beldedir.

Bölgelerde kalan gayri müslüm yerli halkın bir kısmı bu suretle yerlerine bırakarak Batı Anadolu’ya çekilmiş kalanlarda kayda değer bir siyasi ve kültürel varlık gösterememişlerdir. Bu sebeplerle İskilip’te Anadolu Selçukluları döneminden kalma eserlere rastlanamamakta buna bir diğer sebepte henüz yerleşik şehirleşmeye geçilememiş olması düşünülmektedir.[kaynak belirtilmeli]

İskilip Halk Kütüphanesindeki 1149 sayılı Tac-üt Tevarih isimli el yazmasının 152. sayfasında Selçuklular’ın Anadolu’da ki yönetimlerinin son bulmasıyla İskilip Osmanlı idaresine geçmiş Ankara, Yozgat, Çankırı ve Kastamonu bölgeleri için Çorum ve İskilip’te Anadolu’ya ilk gelen Türkmenler’ce yurt ve mekân edinilmiştir.

1390 yılı sonlarında Yıldırım Bayezid Han tarafından Anadolu’da Kadı Burhanettin Beyliği’nin bir tehlike haline gelmesi, bir Anadolu harekatına girişilmesine sebep olmuş 1391’de alınan Kastamonu ile birlikte Candaroğulları Beyliği’nin bölgedeki hakimiyetine son verilmiştir. Osmancık ve Amasya’nın Osmanlı himayesine katılmasından sonra Kırkdilim’de yapılan bir çatışmada Şehzade Ertuğrul öldürülmüş.

Savaş sonrasında Kadı Burhaneddin’in Moğollar’a Ankara, Kalecik, Sivrihisar ve İskilip’i yağma ettirmesinden sonra toparlanan Osmanlı kuvvetleri bu isyankar beyliğin hükümranlığına son vermiş; Kastamonu, Osmancık, Çorum, Amasya ve İskilip’te tamamen Osmanlı’ya bağlanmışlardır.

Bu dönemin İskilip ve Anadolu tarihi açısından önemi oldukça fazladır. Kent tarihi açısından en büyük zorunlu dış göçler bu dönemde olmuştur. Kadı Burhaneddin’in baskınlarından yılan İskilip’lilerin çoğunluğu dağlara ve daha sonra geride dönemeyerek batıya, doğuya ve güneye doğru daha güvenli yerlişim alanlarına kadar göç etmişlerdir. Yapılan araştırmalarda günümüzde Ankara, Kayseri, Kastamonu, Kütahya, Balıkesir, Afyon, Aydın,Isparta taraflarına kadar gidilip yerleşilmiştir.

1395’ten sonra bir süre huzurun tesis edildiği İskilip ve havalisi. Yıldırım Bayezid Han ile Timur’un yaptığı 1402 Ankara Savaşı’nda Osmanlılar’ın yenilmesinden sonra Anadolu’da bozulan siyasi düzenden etkilenmiş ve bazı Tatar beylerinin Timur orduları tarafına geçmesinden sonra Yıldırım Bayezid Han’ın oğullarından Mehmet Çelebi’nin “eski düzeni” kurma çabaları küçüklü büyüklü birçok muharebenin de bu bölgede cereyan etmesine sebep teşkil etmiştir. Nihayet kesinleşen Osmanlı zaferlerinden sonra yapılan bazı yasal düzenlemelerle Timur ordularına destek verdikleri gerekçesiyle bazı Tatar beyleri ve aşiret mensuplarının Rumeli’ye nakledilmek suretiyle mecburi tehcire tabi tutuldukları rivayet edilmekte; Filibe’nin batısında bulunan Koniş bölgesindeki Tatar’larla mübadele edildiği sanılmaktadır. .[3]

Osmanlı dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

“Küçük Kıyamet” adı verilen 1509 tarihinde meydana gelen depremle yıkılmış ve yeniden inşa edilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde idari olarak önceleri Kastamonu ilinin merkez liva’ sına, 1890’da Amasya sancağı na, daha sonra Yozgat sancağı na, Ankara sancağı na ve şuan başlı bulunduğu Çorum sancağı na bağlanmıştır.

Fatih’in Trabzon’u fethinden sonra oraya gönderilen müslüman aileler içerisinde İskilip’in de adı geçer ‘ 4- Cemaat-i İskilip 10 hane’. Evliya Çelebi, 17. yüzyıl ortalarında İskilip’e uğramış olup İskilip’in 150 akçelik Şerif kaza olduğunu, şehir teşkilatında Sipahi Kethüda yeri, yeniçeri serdarı, şehir subaşısı ve şehir kethüdası bulunduğunu ifade etmektedir. Kalesinin azametli ve muntazam, şehrin girişinin bağ ve bahçeli olduğu ve güzel evleri bulunduğunu yazmaktadır. Bilginleri ve ziyaret yerlerinin çok olduğu belirtilerek İskilip’li Muhittin Yavsi, Şeyhulislam Ebussuud ve Şeyh Musluhiddin-i Attar gibi alimleri övmektedir.

1849 yılında İskilip’e gelen ünlü seyyah Fransız V. Cuniet’in Paris’te 1894 yılında basılan La Turquie d’Asie isimli kitabında İskilip’ten şöyle bahseder:

“Şehrin genel nüfusu 43.442 kişidir.Kent içinde 48 ortodoks ve 10.563 müslüman yaşamaktadır. Şehirde 108 cami, 6 tekke, 6 medrese, 1 konk belediye sarayı, 5 kütüphane, 1 pazar, 510 dükkân, 2 han, 4 hamam, 18 çeşme, 3 fıskiye, 18 tabakhane, 63 un değirmeni, 6 fırın, 10 kahve, yaklaşık 2000 konut, 1 mahkeme, 1 vergi dairesi, iç hizmetler telgraf istasyonu, posta şubesi, sayım bürosu bulunmaktadır.”

Çağımız kimya sanayisi bağlamında yapay boya üretimi gelişmeden önceki dönemlerde İskilip’i Cehri üreticisi olarak görmekteyiz. Öyleki kentte 20. yüzyılın başına kadar olan dönemde Cehriliği olmayana kız verilmediği vakıadır. Yapılan Osmanlı dönem tapu incelemelerinde de bu görülmüştür. Hemen her ailenin kendine ait bir cehriliği vardır. Diğer kökboya üretim malzemeleri açısından da oldukça zengin bir bitki örtüsü vardır.

İskilip, Osmanlı’nın son elli yılında olan taht kavgaları nedeniyle sürekli sancak olarak değişik yerlere bağlanmıştır. Kastamonu Sancağına bağlı iken 1890 yılında Amasya Sancağı’na bağlanan İskilip kısa bir süre sonra Yozgat ve Ankara sancağına daha sonra da Osmancık ve Sungurlu ile birlikte Çorumlu Yedi Sekiz Hasan Paşa’nın takdire şayan gayretleri sayesinde 1894’te anadolunun parlayan yıldızı, ÇORUM’a bağlanmıştır.

Cumhuriyet döneminde ise Çorum iline bağlı bir ilçe olarak günümüze kadar gelmistir.

Cumhuriyet Dönemi ve sosyoekonomik yapısı[değiştir | kaynağı değiştir]

İskilip Evleri

İskilip, Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunda en fazla idari anlamda toprak kaybeden yerleşimdir. Osmanlı dönemi coğrafyasında İskilip’e ait olan birçok alan bugün Çankırı, Kastamonu ve merkez ilçe (Çorum)’a dahil edilmiştir. Yine idari anlamda içinde en çok ilçe çıkaran Türkiye’nin ilk ve tek ilçesidir. 1950’lerden günümüze üç adet ilçe çıkarılmıştır İskilip’ten; 1958’de Bayat, 1987’de Uğurludağ, 1990’da Oğuzlar.

İskilipliler uzun yıllar bağlı olduğumuz merkez ilçemiz ÇORUM ve Ankara’da olmak üzere hep devlet kadrolarında yer almışlardır. İskilip, modern çağın kent gereksinimlerine uymayan özel bir coğrafi konumununda etkisiyle ekonomik faaliyetlerini 19. yüzyıl sonuna kadar sürdürdüğü gibi devam ettirememiş ve kentsel ticari avantajın coğrafi anlamda Çorum kent merkezine kaymasına neden olmuştur. Bunda Çorum kent merkezinin il yapılmasının yanında Ankara – Karadeniz ana yol güzergahına alınması da etken olmuştur. Asıl temel neden, iskilip’te gelişen yerli burjuvazinin yatırımlarını bölge dışına yapmalarıdır.

Kızılırmak, İskilip – Çorum yolu üzerinde ilk köprü, Kaymakam Baha Koldaş dönemi 1925 yılı

Cumhuriyetin ilk 15 yılını kapsayan bir dönemde İskilip’in Kurtuluş Savaşı’nı izleyen süreçte yapılan değişimleri benimsediği görülmektedir. Atatürk ve İskilip’in bilinen tek ilişkisi Kastamonu dönüşü Çankırı’da olmuştur. Çankırı’ya Atatürk geldiği sırada bir İskilip Heyeti Atatürk’ü ille de İskilip’e götürmek istemiş. Atatürk: (Sevgili İskiliplilere teşekkürlerimi ve selamlarımı götürünüz. Gezimi uzatmaya imkân kalmadı. Başka bir zamana…) dedi.

Bu dönemde İskilip’in ülke genelinde yapılan Uçak bağışlama kampanyasına katılıp topladıkları parayla bir uçak alıp devlete verdiğini görüyoruz.

İskilip’te bu dönemde öne çıkan bir isim olarak iki kez kaymakamlık yapan Baha Koldaş vardır. İlk Kızılırmak köprüsü Çorum merkez ilçe bağlantının kurulabilmesi amacıyla bu dönemde ahşap olarak yapılır. Baha Koldaş’ın döneminde İskilip okullarının cumhuriyet dönemine uyarlanması sürecinde de öne çıktığını görmekteyiz. İskilip’te onu benimsemiş olacak ki milletvekili olarak o yıllardan 1950’li yıllara kadar seçilmesini sağlamış ve adını bir mahallesine vermiştir.

Atatürk zamanında yeni Türkçe sözlük hazırlanması faaliyetleri kapsamında TDK tarafından yapılan çalışmlara dönemin kütüphane müdürü kanalıyla İskilip’ten 2000’den fazla Türkçe kelime verilmiş. Bu sözlük 1945 yılında yayınlanabilmiştir. Bunun dışında tarama ve derleme sözlüklerine de birçok türkçe kelime katkısı olmuştur bu dönemin. [kaynak belirtilmeli]

İskilip Sanayisi

Bu dönemin İskilip odaklı kapalı ekonomik yapıya çok önemli zararları da olmuştur. Devletin yeni idari yapı oluşturulurken binlerce yıllardır İskilip’e ait coğrafi alanlar başta Çankırı, Kastamonu, Osmancık ve Merkez ilçe Çorum ile Sungurlu’ya bağlanarak bu bölge halkının pazar yönleri idari ihtiyaçları doğrultusunda yeni bağlandıkları idari birimlere yönlenmelerini de sağlamıştır. Elbette bunda merkezi devletin tasarruf gerekçeleri önemli rol oynamıştır.

Cumhuriyetin ilk ortaokulu ancak Atatürk’ün ölümüne doğru faaliyete (1935) geçebilmiştir. İskilip okuma ve okullaşma bağlamında ancak 1970’lere doğru gelişme olmuştur.

İskilip, İnönü sonrası Menderes dönemini ekonomik açıdan daha rahat geçirmeye başlamıştır. Gerçi bunda II. Dünya Savaşı sonrası şartlarında etkisi olmuştur. Esnafın daha çok kazandığı bir dönemdir de aynı zamanda.

Bağlar ve İskilip

İskilip Lisesinin eğitime başlaması (1968).

1970’lerde yaşanan büyük sel neticesinde ağaçlandırma çalışmaları yapılmıştır.

Halk Eğitim Merkezi’ne Metin Alkan’ın müdür olması ve ülke gündemine örnek rol model olan HEM çıkması.

Kaymakamlık ve iki işyerinin topluca basılıp eşyaların dışarı atılıp yakılması olayı gerçekleşmiştir. [kaynak belirtilmeli]

İskilip’in güneye doğru kenti yönlendirmesi yeni konutların inşa edilmesi sonucu bağ ve bahçe kültürü yavaş yavaş yok olmaktadır.

Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir başbakanın da İskilip’e ziyareti sözkonusudur. Sanayi sitesinin temeli atıldı. Günümüzde ayakkabı sanayi ve yem sanayinde faaliyet gösteren firmalar mevcuttur.

Organik gıdaların ülkemizde son yıllarda ön plana çıkması ile yıllardır doğal yollardan gıdalarını temin eden İskilip ve çevresinin önemi, büyük pazarlara da yakın olması ile gün geçtikçe artmaktadır. Özellikle bölgede yetişen çeltik, yüksek kalitedeki makarnalık buğday, kapari, sumak, yarpuz,dağ eriği ve üretimi evlerde tamamen doğal olarak üretilen pekmez, sirke, Kuşburnu perverdesi, turşusu aranan ürünler olmaktadır. Yine bölgenin en önemli üretimlerinden birisi olan kara üzüm, gerek şarap üretimi için gerekse tüketim için aran ütümdür.

Sağlık Meslek lisesi, Anadolu Lisesi, Yatılı Bölge Okulu ve yüksek okul günümüzde faaliyetlerini sürdürüyor..[4]

Nüfus[değiştir | kaynağı değiştir]

Ön cepheden Kale ve İskilip

İskilip’in yazılı tarih açısından belgelenen ilk nüfus bilgileri 1576 yılına aittir. Ankara, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyud-ı Kadime Arşivi’nde bulunan 38 numaralı Çorum Mufassal Tahrir Defteri kaynak alınarak, İskilip’in XVI. yüzyıldaki kişi ve yer adları üzerinde tarihçi Prof. Dr. Yılmaz Kurt bir çalışmasında durmuştur. 1576 yılında İskilip şehir merkezindeki 11 mahallede yaşayan toplam 1072 nefer Müslim vergi nüfusunun 597’si evli, 475’i bekardır. Aynı çalışmada, kırsal yerleşmelerde tespit edilmiş 8162 vergi vermekte olan erkek nüfus belirtilmiştir. Elde edilen veriler ışığında bu dönemde kent ve kırsal toplam nüfusun 46.210 olduğu tahmin edilmektedir.

İskilip bakır çağından, Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemine kadar önemli kentlerinden birisi olmakla birlikte bu önemini 20. yüzyılın başında yitirmiştir. Bu önem azalışı ilçe merkezi ekseninde oluşan nüfus daralması ile gözlemlenmektedir. 1970 yılında UNESCO adına ABD’li Iris Kapil tarafından yapılan toplumbilimsel bir çalışmanın (Ankara merkezli) başlangıçta nesnesi iken sonuçta öznelerinden birisi olmuştur. Bu çalışmanın ikincisi 1985 yılında Prof. Dr.Melih Eroğlu tarafından yapılmıştır. İki toplumbilim alan çalışması verileri irdelendiğinde Türkiye nüfusunun %1.5- 2 arasında bir oranı köken olarak İskilip çıkışlı olduğu tespit edilmiştir. Oysa 2007 yılı nüfus verilerine göre ülke nüfusunun ancak %0,5 kadarı İskilip merkezli olarak ikamet etmektedirler. İskilipte yerleşik olan nüfusun yaklaşık olarak 30 kattan fazlası ülkenin değişik kentlerinde ve yurt dışında yaşamaktadırlar. Yirminci yüzyıla kadar İskilip ülkesinin o zamanki dünyanın iktisadi gerekleri ile uyumlu ve entegre olarak varlığını sürdürürken cumhuriyet dönemi ile bu dışa açık yapısını kaybetmiştir. Dünya ile entegre yapıdan uzaklaşma İskilip’i kapalı ekonomik bir yapıya dönüştürürken dışarıya doğru çok yoğun ve hızlı bir nüfus göçüne zorlamıştır. Kapalı ekonomik yapı İskilip’i hızla fakirleştirmiş ve cumhuriyet döneminin sıradan görünümlü bir yerleşim birimine dönüştürmüştür.

1831 yılına ait veriler üzerinden İskilip ile İstanbul ve Bursa nüfusunu tarihsel süreç içerisinde kıyaslarsak son ikiyüz yıl içerisinde değişim ve dönüşümün oranını ve boyutunu anlamak daha kolay olacaktır. 19. yüzyılın başında İstanbul nüfusu 200.000 kişi iken İskilip 11.450 civarındadır. Arada 20 katı bir oran vardı oysa 21. yüzyılın başında bu oran 600 katına ulaşmıştır. Arada oluşan bu korkunç sayılabilecek oransal değişim ve dönüşümde İskilip’in nereden nereye geldiğini anlamak için önemli bir veridir. İstanbul’un nüfusunun ülke ekonomisinin sağlıksız ve eşitliksiz gelişimin sosyolojik bir sonucu olduğu ortada olmakla birlikte aynı oranda İskilip nüfusu da artmış olsaydı 600.000 kadar kent merkezli bir nüfusunun olması gerekirdi. Köyler ile birlikte bu nüfusun bir milyondan fazla olacağı da ortadadır.

1831 yılında İskilip merkezinin nüfusu o yılın Bursa merkezinde yer alan müslüman nüfusundan daha fazladır. İskilip 11.450 kişilik bir nüfusa sahipken Bursa 10.552 kişi (müslüman olmayanlarla birlikte toplam 16.138). Burdur’un 8.505. Çankırı 12.205 (köyleri dahil)

1945 yılında dönemin Çorum valisince Haremi ile ırmak arasında kalan (Dedesli ovası doğu ucu) köylerde Çorum merkez ilçeye bağlanarak kırsal nüfusun önemli oranda azalması sağlanmış ve bunun uzun yıllar sürecek önemli sosyo ekonomik kayıpları da olmuştur.

1927 yılı ile 2007 yılı arasında İskilip kent ve kırsal alanı arasında nüfus değişimi kent lehine olmuştur. 1927 yılında nüfusun %80.8’i kırsal alanda %19.8’i ise kent merkezinde yaşamakatadır. 2007 yılında ise bu oran kırsal alan için %51.1, kentsel alanda ise %48.9 oranında olmuştur. 80 yıllık süreçte İskilip kırsal ve kent nüfusu arasında kırsal lehine olan nüfus dönüşerek kent merkezi lehine oluşmuştur. Son yirmi yılın nüfus verileri temel alınarak geleceği yönelik yapılan kestirimlerde 2100 yılında kırsal nüfusun 3000 (%9) civarına ineceği kent nüfusununda 30.000’in (%81) üzerine çıkacağı öngörülmektedir.

İskilip nüfusu 2007 genel nüfus sayımına göre 42.476, bunun 20.782’si ilçe merkezinde, 21.694’ü ise köylerde yaşamakta olup toplam nüfusun 20.966’sı erkek, 21.510’u kadındır. 2000 yılı sayım verilerine göre kırsal nüfusunda %20 oranında önemli bir düşme yaşanmıştır.

2007 yılında İskilip bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı;belde ve bucak yok, 64 köy ve merkezde 14 mahalleden oluşmaktadır. Köylere bağlı 93 mahalle ve 18 çiftlik olmak üzere toplam 177 devamlı yerleşme bulunmaktadır.